Bilgin Kültür Sanat
Tarih Yazımı, Ölü Diller ve Arkeoloji
| einmalig: |
|
inklusive gesetzl. MwSt.
Beschreibung
Geri kalmıþ toplumların gidiþat ve geliþmelerini gizliden gizliye titizlikle izleyen, denetleyen ve yönlendiren görünmez güçler ve yazısız yasalar vardır. İlgili toplumların geçmiþlerini araþtırarak iþe baþlarlar. Ona bakarak hali hazırdaki durumlarını ve geleceklerini yönlendirir, tarihe ve arkeolojik verilere ekonomiye, dine, kültüre ve politikalara diledikleri gibi þekil kazandırırlar. Aþırı merak sonucu olmadık araþtırma ve kurgu romanlarına konu olsalar da, onlar kimlik ve gizemlerini bir türlü ele vermezler. Oryantalistler bu itici enstruman ve dinamiklerin en önemlileri arasındadır ve içinde yaþadıðımız Anadolu topraklarını da sıkı mercek altında tutarlar. Çoðu insan olup bitenlerin farkında deðildir. Öyle ya, hemen herkes Yakın Doðu'nun en büyük zenginliðinin petrol olduðunu sanır. Oysa uygarlıðın beþiði olması hasebiyle arkeolojisi kültürel sahada tamamlayıcı bir unsur olarak onunla at baþı gider. Petrolden yoksun Türkiye'nin yegâne metasıysa, madenler yanında çoðuna kendi milli varlıðı olarak bakmadıðı ve aðırlıklı olarak turizm açısından deðerlendirdiði arkeolojidir. Her iki nimet de Batılı araþtırmacı ve emperyalistlerin dikkatini çekinceye kadar, bölgenin
neredeyse tamamı Türk/Osmanlı kontrolü altındaydı, ama onların umurlarında deðildi. Oryantalizmin politik, edebi, askeri ve ekonomik yönleriyle ilgili çok þey yazılmıþtır, ama Arkeolojiye ve Eski
Çað araþtırmalarına, bilhassa Anadolu'ya dönük olarak saðlam bir araþtırma yoktur. Toplumlar tarihi ve arkeolojik deðerleri kendi çıkarlarına göre deðerlendirmesini bilmedikleri, baþkalarının sömürü ve yaðmasına bıraktıkları sürece onlara sahip olmanın ve müze ve ören yeri bekçiliði yapma dıþında hiçbir yetkiye sahip deðillerdir! Konu, tarihi, arkeolojik ve fi lolojik buluntular ile eserleri baðrında barındıran geri kalmıþ ülkelerde (aðırlıklı olarak Doðu, yani Oriyent) yaþayan insanların, geçmiþlerinin, Batılı bilim insanları tarafından nasıl keþfedildiði, derlenip toparlandıðı, deþifre edildiði, sistematik olarak deðerlendirildiði, en önemlisi birçok açıdan çıkarcı ve göresi yorumlanmasının yapıldıðı, dilediði biçimde þekillendirildiði ve bilim ve etik kuralları çiðnenerek acımasızca sömürülmesi olarak özetlenebilir. Ve bu araþtırmada bu muðlak kavramın ne olduðunu, arkeoloji dâhil Eski Çað bilimlerini ve tarih yazımını nasıl etkilediðini ve biçimlendirdiðini anlatılacaktır. Oryantalistlerin ana hedef tahtası bu topraklarda oturan ve hüküm süren Türkler, tarihi kaynakları ve arkeolojik eserleri kendi kültürel gereksinme, yapılanma ve çıkarlarına uygun ve baðımsız olarak yorumlayan, açıklayan, özümseyen bir bilim ve yöntem geliþtirememiþ, kendi milli dilleri Göktürkçe dâhil, sayıları yarım düzineyi aþan ölü dilleri içeren metinleri bırakın deþifre etmeyi, kendi anladıkları biçimde ve has çıkarları ve görüþleri doðrultusunda okuyamamıþ, Batılıların Tevrat, İncil ve Hellenizm üzerinden el koyup eþsiz kaynak olarak kullandıkları diðer maddi ve manevi deðerleri görmezlikten gelmiþlerdir. Türkiye'de arkeoloji tüm Eski Çað bilimlerinin lokomotifi olarak algılanmaktadır ve uygulandıðı þekliyle bilim deðil, görsel bir sanat dalıdır. Sadece kazı bilimidir ve buluntuların yorumuyla ilgilenmez. Yürütülmesi gayet kolaydır, üstelik prestijlidir. Özel yapısı ve Mısır ve İnka arkeolojisinin etkisiyle gizlerle dolu olduðu sanılır, arkeoloðu gizem avcısı konumuna sokar, dolayısıyla okült baðlantıları vardır, sosyetiktir ve entelektüel bir uðraþ gözüyle bakılır. Arkeoloji bu kadar basite indirgenip 'eskilerin bilimi' yerine 'kazı bilimi' haline dönüþünce, bazı istisnalar dıþında Türkiye'de kazı yapan kiþilere 'arkeolog' dememek lazımdır. Nasıl ki mermer ocaðından söktüðü taþları mimarisinde, heykeltraþlıðında kullanma yeteneklerinden yoksun, Çin'e pazarlayan ve cebini þiþiren
bir 'taþocaðı baronu'na 'taþ ustası' diyemezsek, aynı þekilde kazdıðı, bulduðu eserlerin baðımsız yayınını, yorumunu ve deðerlendirmesini yapamayan, sürekli Oryantalistlerin güdümünde ve onların her türlü destekleriyle çalıþan kimselere de 'arkeolog' demememiz gerekir! Kitapta tüm bunlar ve yakından iliþkili diðer konular, açık ve acımasız bir dille anlatılmıþtır.
Technische Details
Bilgin Kültür Sanat Tarih Yazımı, Ölü Diller ve Arkeoloji
Allgemein
| Seiten | 570 Seiten |
|---|---|
| Größe | 13,5 x 21,0 cm |