Axis Yayınları
Keyfin Emeði

Verlag: Axis Yayınları

Autor: Samo Tomsic

Format: Taschenbuch

einmalig: 18.99 € 17,99 €*
Menge:

inklusive gesetzl. MwSt.

Beschreibung

SAMO TOMSIC, Slovenya'daki Ljubljana Üniversitesi'nde felsefe eðitimi aldı ve 2008 yılında doktorasını tamamladı. Araþtırma alanları arasında siyaset felsefesi, yapısalcılık ve postyapısalcılık, eleþtirel teori, epistemoloji ve teorik psikanaliz yer almaktadır. Almanya'ya taþınmadan önce Slovenya Bilim ve Sanat Akademisi Bilimsel Araþtırma Merkezi'nde (Ljubljana, 2003-2010) ve Jan van Eyck Akademisi'nde (Maastricht, 2009-2010) çalıþtı. Daha sonra Berlin Humboldt Üniversitesi Alman Edebiyatı Enstitüsü'nde Alexander von Humboldt bursiyeri (2011-2013) ve Humboldt Üniversitesi'nin Image Knowledge Gestaltung araþtırmasında araþtırma görevlisi (2014-2018) olmuþtur. Çalıþmalarını Humboldt Üniversitesi'nde Matters of Activity adlı bölümde sürdürmektedir. Görüntü, Mekân, Malzeme (2019'dan beri). Nürnberg Güzel Sanatlar Akademisi'nde misafir profesör (2019-2021) ve Münih Güzel Sanatlar Akademisi'nde misafir öðretim görevlisi (2015- 2016) olarak görev yapmıþtır. Aynı zamanda 2015'ten beri Berlin Humboldt Üniversitesi Kültür Tarihi ve Teorisi Bölümü'nde ders vermektedir.

'Samo Tomsic üzerinde þimdiye dek uzlaþmaya varılamamıþ birden fazla alana eðilerek oldukça yeni çözümler üretiyor: Bunlardan ilki psikanalizle politika arasındaki, kritikle klinik arasındaki iliþkinin ne olabileceði þeklinde formüle edilebilir. Aslında bu çabanın baþka bir versiyonu, ama tamamıyla Tomsic'in çabasından uzak bir biçimi, Freud'dan hemen sonraki kuþakta, Fenichel, Erich Fromm ve sonradan psikanalitik camiadan tamamıyla aforoz edilecek olan Reich gibi Freudcu-Marksistler tarafından ortaya konulmuþtu. Onlar daha çok yabancılaþmanın ilga edilmesinin yeni türde bir özneye yol açacaðı yönünde, biraz kestirme ve epeyce yüzeysel kaçan bir görüþe sahiptiler. Tomsic ise yabancılaþmanın öznenin en kalbindeki noktaya temas ettiðini, hatta onu kurduðunu tespit ederek iþe baþlıyor. Aslında bu görüþ, 'toplumsal olan'ın 'bireysel olan' ile sahte bir karþıtlık içine sokulup, psikanalizin bir tür 'psikoloji' olarak görülüp reddedildiði baðlamı da oluþturuyor. Tomsic psikanalize yönelik direncin, psikanalizin tam da özneyi ve toplumu kuran en kritik alana dokunduðu için örgütlü bir þekilde karþısına dikildiðini pek çok örnekle gösteriyor. Bunu 'çalıþma/emek' kavramını sorunsallaþtırarak yapıyor, yani öznede bir tarafta 'þahsi/psikolojik olan' diðer tarafta 'nesnel/toplumsal olan' diye ayrıþtırılabilecek bir þeyin olmadıðını ya da bunu yaparsak kapitalizme direniþ olanaðını elimizden kaçıracaðımızı iddia ediyor.'

Özgür Öðütcen

Elinizdeki bu kitap kapitalizme direniþin, kimlik politikalarının ötesine geçerek, nasıl örgütlenebileceðini ve bunu yaparken psikanalizin nasıl katkılar sunabileceðini eþi görülmedik bir biçimde ortaya koyuyor. Tomsic bu açıdan, Hegel, Marx, Freud ve Lacan'a uzanan çizgide yeni bir 'özne teorisyeni' olarak görülebilir. Kapitalist Bilinçdıþı'nın yazarından, arzu ile kapitalizm arasındaki kesiþime dair, yeni bir libidinal ekonomi teorisi. Keyfin Emeði, Sloven filozof Samo Tomsic'in 2015 tarihli Kapitalist Bilinçdıþı kitabında baþladıðı kapitalizm ve psikanaliz arasındaki baðlantıları keþfetmeye devam ettiði, onun eþsiz katkısını gözler önüne seren çok önemli bir çalıþma. Bu yeni metinde Tomsic, özellikle Jean-François Lyotard tarafından önerilen arzu ve kapitalizm arasındaki kesiþme noktası olan "libidinal ekonomi" kavramına odaklanarak ekonomi politiði tartıþmak için psikanalizin belli baþlı kavramlarını eleþtirel bir þekilde gözden geçiriyor.

Marksist ve Freudcu-Lacancı düþünceyi Aristoteles ve Adam Smith'in felsefeleriyle karþılaþtıran Tomsic, modernite çaðında politik ve ekonomik teorinin narsisizmden ziyade yabancılaþmanın itici gücünü yansıtması gerektiðini öne sürüyor. Bunu akılda tutarak, Tomsic aynı zamanda emek ve direniþ sorunlarını ve bunların geleneksel bir libidinal ekonomi anlayıþında sundukları 'psikanalitik çıkmazları' da analiz ediyor

Keyfin Emeði'nden Alıntılar

'Lacan'ın formülasyonunda ilginç olan þey, sorunsal egemenlik iliþkileri ve onlar tarafından sürdürülen sömürünün saklı kalacaðı inancını reddetmesidir. Oradalar, göz önündeler, efendinin söylemi ne olduðunu veya ne istediðini saklamıyor. Saklı kalan þey sömürü ve keyif arasındaki baðlantı, keyif üretimi aracılıðıyla egemenlik iliþkilerinin yeniden üretimidir. Eþitsizlik, adaletsizlik ve sömürüyü üreten toplumsal yapılar katı bir þekilde belirlenmiþ öznel keyif tarzıyla kombine bir þekilde gelirler; dolayısıyla, keyif asla saf bir þekilde öznel (öznenin özel meselesi) veya iradi (öznenin özel seçimi) deðildir. Görünüþteki özel keyiflerinde özneler sistem için çalıþırlar. Böylece, psikanaliz güç-keyif sömürücü baðını açıða çıkarmıþtır. Emek ve keyif arasındaki iliþkiye aþaðıda birçok vesileyle geri döneceðim.

'Fransızca caché kelimesinin Latince etimolojisi söylem ve keyfin istemsiz ve müdahaleci özelliðine eleþtirel bir bakıþa elverir: coactus (kompulsiyon, zorlantı, sınırlanım, zorlama, baskı). Söz konusu saklı hakikat dolayısıyla söylemin temel bir özelliðini ilgilendirir: tekrarlama zorlantısı, dilbilimsel ve ekonomik yapıların kuvveti ve öznenin düþünceleri ve eylemleri üzerindeki belirleyici güçleri. Freudcu bilinçdıþı kavramı konuþan varlıkta söylemin bu zorlantılı iþlevselliðini teorize etmeyi amaçlamaktadır. Buna uygun olarak analitik klinik söylemsel zorlantının zarar verici sonuçlarıyla veya zorlantı olarak söylemle uðraþır. Burada psikanaliz sonradan kimlik politikası partizanları tarafından da üstlenilen ikinci dalga feminizmin ünlü sloganında önemli bir kırılma yaratır: 'Kiþisel olan politiktir.' Psikanaliz, bir politik grubu diðerinden ayıran pozitif bir öznel kimlikten yola çıkmak yerine, politik olana, söylemsel zorlantının sonucu olan evrensel bir hasarı açıða çıkararak dalar. Freud semptomda (veya daha genel olarak hastalıkta) klinik olgunun görünüþteki tekil özelliði ile egemen sosyoekonomik düzen veya kültürel koþulların sorunsal özellikleri arasında belli bir baðlantı kaydeder. Politik olan, artık evrensel özneliðin varsayımsal soyut bir figürü (aþkın özne, bilinç, homo oekonomicus, homo legalis, iletiþim öznesi vb.) ya da belirli bir kimlik perspektifinden incelenmemektedir. Bu perspektiflerin her biri en nihayetinde keyfin söylemi olmayan bir söylem kurgusu içinde sıkıþıp kalır. Bunun yerine, Freud ve Lacan özneliði, eleþtirel ve klinik çalıþmalarında bir toplumsal semptom statüsü edinen 'hasarlanmıþ öznelik' bakıþ açısıyla incelerler. Lacan'ın bazen belirttiði gibi 'bilinçdıþı politiktir'. Bu öncelikle ve baþlıca bilinçdıþının öznesinin politikanın öznesi olarak tanınması gerektiði anlamına gelir. Psikanalitik klinik asla klinik olgunun tekilliðinde kapanmıyorsa ve onun yerine daima politik olan içinde açılmıþ durumdaysa, o zaman teorik ve pratik dersleri doðrudan doðruya tüm öznelerin ortak negatif zeminlerini ilgilendirir. Baþka bir þekilde söylemek gerekirse, Marx için bireyler, kapitalist üretim biçimini sürdüren soyutlamaların þahıslaþmaları, 'ekonomik kategorilerin þahıslaþmaları, belirli sınıfsal iliþkilerin ve çıkarların taþıyıcıları' ise, Freud ve Lacan için aynı bireyler yapısal iþlev bozukluðunun ve çeliþkinin þahıslaþmalarıdır. Semptomları toplumsal çerçeveden asla kopuk deðildir ve görünüþteki þahsi ızdırapları her zaman sosyoekonomik koþulların belli bir hakikatini dile getirir.'

Technische Details

Axis Yayınları Keyfin Emeði

Allgemein

Seiten 240 Seiten
Größe 13,5 x 21,0 cm