Ange Yayınları
Zaman'ı Geçerken
| einmalig: |
|
inklusive gesetzl. MwSt.
Beschreibung
Öykünün öyküsü: Zaman'ı Geçerken Bir süredir bu platform üzerinden düþüncelerimi, kendi kendime ise hislerimi yazıyorum. 'Yazar da bir marka mıdır?' isimli denememde ise, Zaman'ı Geçerken isimli dosyamı paylaþmayı düþündüðümden; ancak bir referans noktası, marka deðeri olmayan bir yazarın eser yayınlamasının ne kadar zor olduðundan bahsetmiþtim. Zaman'ı Geçerken yayınlandı. Bu denemeyle de yayınlanma hikayesini anlatmayı deneyeceðim. Çocukken en büyük hayalim bir kitabım olmasıydı. Dolayısıyla hep bir þeyler yazıp durdum. Henüz yazmayı bilmiyorken bile, uydurduðum þeyleri anneme yazdırıyordum. Masallar, mesajlar, þiirler, denemeler, ödevler, research proposol'ları, niyet mektupları, proje brief'leri? Ne yapıyor olursam olayım, hep bir þeyler yazıyordum. Yani aslında kendimle konuþuyordum. Okumak, özellikle kendine karþı bir nebze dürüst olabilen birini okumak sohbet etmek demek benim için. Kendi hızımda birini tanımak, yalnızca yazılı metni deðil, metni bir araya getiren unsurları da okumaya çalıþmak. Yazmak ise kendimi okumak demek. Kendime dönüp bakmak, burada ne demek istemiþim, neden böyle hissetmiþim diye düþünmek demek. Dolayısıyla drive dosyam farklı baþlıkta dosyalarla dolu. Araþtırmak istediðim fikirler, okuduðum þeylerden notlar, derinleþmek istediðim konularda ilk aklıma gelenler, hiç düþünmeden ve araþtırmadan akıþında yazdıðım þeyler? Özellikle zor dönemlerimde akıþında yazdıðım þeyler artıyor, yalnız kalmakta zorlandıðım zamanlar yazarak kendimle daha çok konuþuyorum. Böyle bir dönemde yazdıðım dosyaya ise 'Zaman'ı Geçerken' baþlıðını atmıþtım. Hayatımda zamanın bir türlü geçmediðini hissettiðim bir dönemde, sanırım zamanı ben geçmek istiyordum. Yazarak bulunduðum andan uzaklaþmak, kendi kendime arkadaþlık ederek daha zamansız hissetmek? Bu dosyanın kapandıðıını, yeni bir þeyler yazabilmeye geçebileceðimi sonu yazdıðımda anladım. Sonu dediðime bakmayın, kitabın sonu bana ortalarda bir yerlerde gelmiþti. Sürekli aynı þeyi yazarak, lafı dolandırarak neyi ertelediðimi bu son ortaya çıktıðında fark ettim. Ne yazdıðımı bile ancak sonu yazınca anladım: Bir yüzleþme öyküsü. Spoiler Alert Sanırım ne yazdıðımı anlayınca deðil de, bunun kimle yüzleþme olduðunu anlayınca bu dosya zihnimde tamamlanmıþ oldu. Kayıpla yüzleþmeye çalıþtıðımı zannederken kendimle yüzleþtiðimi fark edince yani. Kendi zihnimin, kendi zamanımın dıþına çıkmaya çalıþtıðımı zannederken, yalnızca bu ikisini keþfetmekte olduðumu görünce. Bu yüzden bu kitabın sonu, hatta tamamı Elif'ten Elif'e bir mektup aslında. Öyleyse neden bu dosya bir kitaba dönüþtü? Bilim ve edebiyat arasındaki en temel fark birinin maddeyi, diðerinin insanı ele alması olsa gerek. Bu nedenle dıþsal olay örgüleri yerine, içsel gelgitleri takip etmek benim için okumayı sohbet etme haline dönüþtüren þey. En bireysel, en içten ve bize özgü hissettiren þey de bu yüzden genelde en evrensel deneyim anlatısı oluyor aslında. Olay ne kadar mikro ve yerel ise, deneyim o kadar evrenselleþiyor. Benim kendi hislerimi evrensel þekilde anlatmıþ olmaya dair bir iddiam yok. Aksine, yazdıklarımın kendime bir mektup olduðunu, unutmak isteyeceðim bir zamanı ironik bir þekilde kayda geçtiðimi düþünüyordum. Ta ki yazdıklarım baþka bir Elif'e ulaþana kadar. Elif'in Elif'le yüzleþmesini yazarken, böyle bir þey yaþayacaðımı hayal bile edemezdim. Çok sevdiðim arkadaþım ve piyano öðretmenim aracılıðıyla dosyamı baþka bir Elif daha okudu: Elif Doruk. Elif, benim için bir ilham kaynaðı, kendi yayınevi olan bir giriþimci. Zaman'ı Geçerken'de Elif'in Elif'le karþılaþmasını yazdıðımda, aynı zamanda Elif Doruk'la karþılaþma sahnemi yazdıðıma dair hiçbir fikrim yoktu. Elif ile ilk konuþtuðum anda, bu ilk kitap yolculuðuna onunla çıkmak istediðimi anladım. Yazmak bireysel bir eylem, yayınlamak ise bir takım iþi Kitabımla ilgili ilk metnimi madem Linkedin'de yazıyorum, bu platforma yönelik bir baþlık da atmasam olmaz. Elif dosyamı yayınlamak istediðini söylediðinde, dosyanın bir kitaba dönüþmesi için iki aþama kalmıþtı: Ön ve arka kapak. Neden bir kitabı 'kapaðına göre yargılama' deriz? Yazarı ve içeriði hakkında bir fikrimiz yoksa, kitabın kapaðı dıþında baþka nereye bakabiliriz ki? Ön kapak tasarımı için ilk aklıma gelen kiþi eski iþ arkadaþım İsmail Günbay oldu. Tasarımın nasıl bir þey olacaðından baðımsız, gelecekte 'ilk kitabımın kapaðını İsmail' tasarlamıþtı diyebilmenin beni çok mutlu edeceðini düþündüm. İsmail de beni kırmadı ve ön kapaðı hazırladı. Gördüðümde içimi açan bu tasarım için kendisine ne kadar teþekkür etsem az. Arka kapak için kitabı yansıtan bir þey hazırlamak, bu sürecin nasıl olması gerektiðini kestirmek ise benim için çok daha zordu. Çünkü kendi yazdıklarımı okumak utanç verici geliyordu, onları açıklayan ya da deðerlendiren/özetleyen bir açıklama yazma fikri ise boðucuydu. Bu nedenle yapısöküm yeteneðine hayran olduðum bir yazar olan Yalın Alpay'a dosyamı gönderdim ve arka kapak için bir paragraf yazmak ister mi diye sordum. Arka kapak da bu þekilde ortaya çıkmıþ oldu. Acemi bir yazara kulak verdiði, yazdıklarıma geri bildirim saðladıðı için kendisine minnettarım. Sonrası ise benim tarafımda bilinmezliklerle dolu bir süreçti. Hiç deneyimim olmayan bir alanda, farklı iterasyonlarla, belli bir þablon izlemeden bu süreçte ilerliyor olma hissi hem heyecan verici, hem de duygusal anlamda biraz yorucuydu. Bu yolculuktaki eþlikçim Elif gibi biri olduðu için ise çok þanslıyım. Bana yol boyunca deneyimsiz bir yazar gibi deðil, yayınevinin bir parçası gibi hissettirdi ve görüþlerimi önemsedi, yaratıcılıðıma alan açtı. Peki þimdi? Farklı farklı dosyalarda yazmaya devam ediyorum. Zaman'ı Geçerken boyutuna ulaþan, düþüncelerimi deðil, hislerimi yazdıðım yeni bir dosya daha var: Zaman'ı Geçtikten Biraz Sonra. Bu dosyayı da bir gün paylaþmaya hazır hisseder miyim bilmiyorum. Sanırım en garip tarafı da kitabı olan biri gibi hissetmiyorum. Arzunun doðası öyledir ya, gerçekleþen bir arzu artık geçmiþin arzusu olmak zorundadır. Bir zamanlar en büyük hayallerim Boðaziçi'ne gitmek, farklı ülkeler görmek, sevdiðim iþlerde çalıþmak, kendi iþimi yapmaktı. Bunlar gerçekleþtikçe, hayal ettiðim zamanı hatırlayıp minnettar hissetim. Ancak hayaller kurarken her seferinde unuttuðum bir þey vardı: Bunların gerçekleþtiði gün ben farklı bir kiþi olmuyordum, büyümek ve farklılaþmak çok daha uzun zamana yayılan, tek bir eþik noktasına baðlı olmayan þeylerdi. Boðaziçi'ne gitmeyi hayal eden ben ve tercih sonucunu öðrenen ben arasında bir noktada yalnızca bir gün fark var. Sonuç açıklandıðı gün, hayalci ben ve Boðaziçili benin kesiþim noktası. O noktada ne artık bu yalnızca bir hayal, ne de tam anlamıyla gerçeklikti. Çünkü üniversiteli olmak, o deneyimin beni dönüþtürmesi yıllara yayılacak olan bir olaydı. Sanırım iþ hayatına atılmak ya da kitap yazmak da böyle bir þey. İnsan kitabı basıldı diye yazar gibi hissetmiyor, bir yola çıkmıþ gibi hissediyor sadece.
Technische Details
Ange Yayınları Zaman'ı Geçerken
Allgemein
| Seiten | 280 Seiten |
|---|---|
| Größe | 13,5 x 21,0 cm |